• Mücahit Ak – Yiyin beyler yiyin!

  • 27 Nisan 2021 12:12

    Remzi Kozal – Yuşa Tepesi

    Remzi Kozal – Yuşa Tepesi

    Remzi Kozal – Yuşa Tepesi

    Yuşa Tepesi, üç semavi dinin buluştuğu yer…

    İstanbul’un Eyüp Sultan’dan sonra en fazla ziyaretçi alan yeri olan Yuşa Tepesi, gerek ilginç hikayesi ve gerekse üç semavi din mensuplarınca da sahip çıkılması nedeniyle, ilgi çekmeye devam ediyor. Gelecekte bu ilginin, daha da artarak devam edeceğini ve ziyaret edenlerin aynı zamanda bir manevi haz aldıklarını söyleyebiliriz.

    Bugün belki de, burada; her üç semavi dine ait ibadet mekanlarını da oluşturarak, insanların barış içerisinde yaşaması gerektiğinin mesajının verilmesi, doğru bir adım olacaktır. Yurt içi ve yurt dışından yoğun ilgi gören bu mekanla ilgili hazırladığımız bir derlemeyi paylaşalım;

    Üç semavi din mensupları da sahip çıkıyor

    Hz. Yuşa, Yusuf (a.s) neslinden olup, Hz. Musa’nın çağdaşıdır. Hz. Musa’nın Genç Yuşa ile “İki denizin birleştiği yere” kadar yaptıkları, (Belirtilen, Ak deniz ile Okyanus’un birleştiği yerdir.) tarihi ve gizemli yolculukları ve burada Hızır (a.s) ile buluşmaları Kuran-ı Kerim’de Kehf Suresi’nin 60-65. ayetlerinde anlatılır. Burada, Hz. Musa’nın yanındaki genç adamın Hz. Yuşa olduğu rivayetlerden anlaşılmaktadır.

    Hz. Yuşa üç dine mensup insanların da sahip çıktığı bir kişidir. Ona, hem Yahudiler, hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar sahip çıkmış ve İstanbul’a geldiğini iddia ederek ; uğradığı veya defnedildiği zannedilen bir yere mezarını yapmışlardır. Bu tepe tarihin ilk dönemlerinden itibaren kutsal bir yer olarak kabul edilmiş ve çeşitli uygarlıklar burada kendi dinlerinin mabet ve tapınaklarını inşa etmişlerdir. İlkçağlarda burada Zeus tapınağının bulunduğu, ve Bizans döneminde bu tapınağın Hagios Michael adında bir kiliseye çevrildiği tarih kaynaklarında yer almaktadır.

    Yahya Efendi’nin manevi keşfi

    1500’lü yıllarda yaşanmış olan büyük deprem nedeniyle bu kalıntılardan günümüze eser kalmasa da Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olan ve Beşiktaş’ta türbesi bulunan Yahya Efendi’nin (1494-1570) manevi keşfi ile türbe tekrardan yapılandırılarak itibarına kavuşmuştur. Caminin yanındaki Tarihi mescit Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile yapılmış, birçok padişah izdihamı önlemek için ziyaretleri sınırlamış, farklı birçok önlem alarak türbeyi koruma altında tutmuşlardır. Bu sıkı korumaya rağmen Yuşâ Camii bir yangın geçirmiş ve Sultan Abdulaziz döneminde, 1863 senesinde aslına uygun olarak yenilenmiştir

    Bulunduğu yer ve konumu

    Yuşa tepesi, İstanbul’un Anadolu yakasında, Beykoz ilçesine bağlı Anadolu Kavağının, yerleşim izni olmadığı için yemyeşil kalmış tepelerinden birinde, hem Karadeniz’in sonsuzluğunu, hem boğazın gizemini seyre durmuş eşsiz bir konumdadır. Kuzeyinde Ceneviz Kalesi, diğer adıyla Yoros kalesi bulunmaktadır. Tepe denizden 201 mt yüksekliktedir ve zirvesinde yalnızca Yuşâ Türbesi ve Camii bulunmaktadır. Sarıyer’in tam karşısında bulunan türbeye hem Beykoz üzerinden kara yolu ile hem de boğazdan deniz yolu ile gitmek mümkündür.

    Boyunun çok uzun olduğu bilinen Hz. Yuşa’nın mezarının uzunluğu 17 metredir. Bunun nedeni, naaşın boyu değil, tam olarak kabrin neresinde yattığı bilinmemesindendir. Türbe, hangi yüzyılda olursa olsun ülkeyi yönetenler ve halk tarafından sonsuz bir saygı, sevgi kavramı ile sahiplenilmiş ve korunmuştur. İlk olarak mezarının baş tarafı Kudüs’e yöneldiyse de, Dünya İslam ile tanıştıktan sonra kendiliğinden Kıbleye döndüğü, dilden dile anlatılan hikayelerdendir.