• Mücahit Ak – Yiyin beyler yiyin!

  • 5 Mayıs 2019 16:07

    Marmara Üniversitesi’nde Afet Risk İdaresi Sempozyumu Düzenlendi

    Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Marmara Gençlik Akademisi ortaklığında Afet Risk İdaresi Sempozyumu düzenlendi.

    Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nail Yılmaz, sadece afet anında değil, afet öncesinde de birtakım strateji ve politikaların belirlenmesinin şart olduğunu belirterek, “İşte bu sebeple resmi ve özel kuruluşlar, üniversiteler, STK’lar, ulusal ve uluslararası kuruluşların disiplinlerarası bir yaklaşımla birlikte çaba harcaması gerekir.” dedi.

    Yılmaz, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Marmara Gençlik Akademisi iş birliğiyle fakültenin konferans salonunda düzenlenen “Afet Risk İdaresinde Çok Aktörlü Disiplinlerarası Yaklaşım Sempozyumu”nda konuştu.

    Türkiye’nin topraklarının yaklaşık yarısının birinci derece deprem kuşağında olduğunu anlatan Yılmaz, her 5 yılda bir can ve mal kayıplarının yaşandığı büyük depremler olduğunu söyledi.

    Bu depremlerin, yanlış yer seçimi, hızlı ve kontrolsüz kentleşme süreçleri nedeniyle afete dönüştüğünü ve telafisi zor sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Depremler, öngörülemez olmaları dolayısıyla afet risk sıralamasında ilk başta yer almaktadır. Ancak ülkemizin maruz kaldığı tek afet riski, depremler değildir. Zira son günlerde küresel ısınmanın da etkisiyle sel, kuraklık, erozyon gibi farklı riskler öne çıkmakta, afet boyutunda sorunlara neden olmaktadır. Öte yandan sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan riskler de artmakta, ciddi tehdit unsurları haline gelmektedir. Dolayısıyla bu tür risklere karşı duyarlı olmak herkesin sorumluluğundadır.”

    Yılmaz, 17 Ağustos 1999’da gerçekleşen Marmara Depremi’nin ardından afet risk yönetiminde önemli yapısal değişikliklere gidildiğini, kapsayıcı araştırmaların ve projelerin hayata geçirildiğini kaydetti.

    Bu süreçte elde edilen tecrübelerin gerek afete gerekse afet riskini azaltmaya dönük konularda, Türkiye’nin güçlenerek dünyada önemli bir aktör haline gelmesinin yolunu açtığını anlatan Yılmaz, “Bu durum hepimizin gurur duyacağı bir gelişmedir. Ancak günümüz dünyasında riskler ve risklerin maliyetleri son derece yüksektir. Dolayısıyla riskleri azaltmak, maliyetleri minimum seviyelere indirmek öncelikli konular haline gelmiştir. Bu maksatla sadece afet anında değil, afet öncesinde de birtakım strateji ve politikaların belirlenmesi şarttır. İşte bu sebeple resmi ve özel kuruluşlar, üniversiteler, STK’lar, ulusal ve uluslararası kuruluşların disiplinlerarası bir yaklaşımla birlikte çaba harcaması gerekir.” diye konuştu.

    Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nazan Cömert Baechler de afetin neden ve sonuçlarının analizi, zarar azaltma ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasına yönelik akademik çalışmaların, ihtiyacın büyüklüğüne ve niteliğine oranla oldukça sınırlı sayıda kaldığını söyledi.

    Öte yandan afetin boyut ve kapsamının değiştiğini ifade eden Baechler, “Gelişen yeni yaklaşımlar, devletin yanı sıra devlet dışı özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vatandaşlara ve yerel idarelere, farklı seviyelerde sorumluluk alarak afet risk yönetiminde etkin paydaş olarak katılımlarının afet risk azaltmada önemine vurgu yapmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.