11 Nisan 2020 14:27

Kadir Tozcu – Sokaktan özbilince yansıma

Sokaktan Özbilince Yansıma

Kadir Tozcu – Sokaktan özbilince yansıma

Uzun zamandan beri evimde, sokağımda, çocukluğumun geçtiği- hayatın birçok temel kuralını öğrendiğim- mahallemde vakit geçiremiyordum. Liseyi yatılı okumam nedeniyle evden erken ayrılmıştım, bu süreç üniversite dönemiyle devam etti. Evet, uzun zaman sonra ilk defa evimde bir ayı tamamlayacağım, geçmişte beni var yapan birçok şeyin kaynağı olan bu mekân ilk defa göreceğim bir insan kadar yabancıydı. 

Daha on beş yıl öncesine kadar top sektirdiğimiz, mahalleler arası maçları şampiyonlar ligi edasıyla üzerinde yaptığımız toprak sahamız yok olmuştu, evimin hemen önünden geçen yolda çoğu akşam top ve saklambaç oynar tozu toprağa kattığımız için başta annem olmak üzere mahalleliden “ topunuzu keserim ha, ötede oynayın” zılgıtını işitirken şimdi o yola sadece beton parçaları hâkim.

 Bir tahta direğimiz vardı, hemen yolun sol tarafında, oraya başımızı yaslar, elliye kadar sayar ve sağım solum sobe derdik. Karanlıkta oynardık, duvarların yanındaki çalılıklara, evlerin aralarına saklanır, sobelenmemek için kan ter içinde kalır, çıkış yolları arar farklı ihtimalleri düşünürdük. Sobelenen arkadaşımızı kurtarmaya çalışır takım arkadaşını ya da arkadaşını yarı yolda koymamayı orada öğrenmeye başladık. Her akşam, komşular arası yemek tabakları dolaşır, sofra bir anda dolardı, herkes, kimin neye ihtiyacı olduğunu bilir, tabağın bir yanına da ondan koyardı. 

Mahallede çocuklar ortak bir değerdi, korkmadan herkes çocuklarını başını sıvazlayabilirdi. Bu kuşbakışı anlatımla benim temel değerleri öğrendiğim mahallemdi ama şimdi sessizdi, sakindi. Bir yaşlı hüznü vardı mahallede, çocuk sesleri azalmış, sokaklar betonlaşmış, çocuklar ekranlara hapsolmuş bir halde yaşam sürüyor mahallemde. Daha on beş sene öncesine kadar farklı ruh taşıyan mahalle bir anda yatağa düşmüş sağlıklı bir insan gibi çökmüştü. 

Hayat, paydaşları ve paylaşımları arttıkça güzelleşen bir olgu. Bizim kültürümüzün en azından Anadolu kültürünün en dibinde bu paydaşlık vardır, sevgi paylaşılır, sevinç paylaşılır, üzüntü paylaşılır. On beş senede ne mi değişti derseniz bilmiyorum, o kısmı sizin kıyaslamanıza bırakıyorum şahsım adına diyebilirim ki ben, paylaşmayı, ortak olmayı, takım arkadaşı olmayı, adaleti, eşitliği, sokağın dilini ve sokağın adalet göstergelerini her şeyden öncede bir şeyleri karşıdaki kişinin insan olduğunu bilerek yapmayı burada öğrendim. 

Sokaklarda, mahallelerde insanların genetik ve öz bilinç kodları saklı. Sadece bir sokak oyunu deyip geçtiğimiz oyunlardan kişiliğimin parçalarını aldım, tek ben değil birçok arkadaşımda ortak paydada buluştuk, birbirimizi tamamladık. Bazen, önemsiz gibi görünen detaylar aslında hayatın temel yapı taşlarıdır. Her nesil, bir önceki neslin farklı faktörlerle yoğurduğu ve şekil verdiği bir canlılıktır. Bu canlılığın öz değerleri,  can suyu kendi içimizde kendi benimizde yatmaktadır. Uzakta aranan çözümler, bazen içimizde, içinizde hatta en yakınınızda olabilir. 

Yukarıda, satırlarımda kuşbakışı baktığım mahalle kültüründe, onlarca detay saklı.  Gelişen teknoloji, gelişen imkânlar ama gerileyen sosyal ilişkiler. Kolaylıkla iletişim kurabilecekken suspus olmayı, mesajlardaki satırların arkasına saklanmayı seçer olduk. Daha düne kadar komşunun evinde ne eksik olduğunu bilen bizler şimdi sosyal mecralarda birkaç samimiyetsiz satırların arkasına sığınır olduk. Sokağın tozunu yutmuş bir genç olarak özlem duyulan günlerle satırlarımı bitiriyorum.