• 6 Mayıs 2018 12:32

    Kadir Tozcu; “Dikkat! Yanıcı Madde: SİYASET”

            Politika, endüstrinin eğlence şubesidir. – Frank Zappa Bugünlerde zihnimizi fazlasıyla meşgul eden bir gösteriyle karşınızdayız: ‘Siyaset’ Ülkemizde hemen hemen herkesin bildiği, daha annemizin karnındayken sevgi sözcüğünden çok duyduğumuz bir kelimedir siyaset. Ülkede herkesin bir fikri olduğu ve her fikri olanın da kesin benim fikrim doğru dediği bir alan siyaset. Ülkede o kadar çok […]

    Kadir Tozcu; “Dikkat! Yanıcı Madde: SİYASET”

        

       Politika, endüstrinin eğlence şubesidir. – Frank Zappa

    Bugünlerde zihnimizi fazlasıyla meşgul eden bir gösteriyle karşınızdayız: ‘Siyaset’

    Ülkemizde hemen hemen herkesin bildiği, daha annemizin karnındayken sevgi sözcüğünden çok duyduğumuz bir kelimedir siyaset. Ülkede herkesin bir fikri olduğu ve her fikri olanın da kesin benim fikrim doğru dediği bir alan siyaset. Ülkede o kadar çok ilgilenen var ki ilerleme! konusunda zirvedeyiz, demokrasiyi Antik Yunan döneminde olsak biz kuracakmışız gibi ilerdeyiz, düşünce üzerine düşünmeye siyasetle başlıyor, siyasetle son veriyoruz. Hele bir de o derin güçler yok mu her taşın altından çıkan ne çektik be toplum olarak!  Son zamanlarda düşünce hayatımızdan işe alım süreçlerine kadar giren hatta mülakat dendiğinde ilk ve son akla gelen derin bir sorudur siyaset, mezun olursunuz sorulur, belediyeye gidersiniz üstü kapalı sorulur, bir iş yaptıracaksınızdır sorulur, yakında tuvalet girişlerinde de sorulursa şaşırmam! Allah’ın evi diye nitelendirdiğimiz camilere kadar girmişse tuvaletlere neden girmesin ki.

    Biliyorum, içinizden neymiş be bu siyaset diyorsunuz burada bahsettiklerim sadece tuz tanesi kadar, içinde neler var neler bir girseniz içine anlarsınız ama üzülmeyin giremezseniz içine çünkü o bizim her anımıza girmiş durumda. Siyaset güncel sözlükte devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış olarak belirtilmektedir ama toplum sözlüğünde ‘ adam kayırma, torpil, düşünmeme, nefret, kin, kutuplaştırma, olumsuzluk, gözyaşı, hüzün ve daha nice kelimelerle tanımlanmaktadır buna rağmen hastası çoktur! çünkü doktoru yine kendisidir. Ufak bir kıvılcımla kocaman ateş yakmak istersen siyaset yeterli bir yanıcı madde, baştan aşağı vatanın her köşesini yakacak kadar yanıcı bir madde hem de. Gücünü halktan almasına rağmen korku salan, halk korkuyu kendi elleriyle boğabilecekken yine siyasetten medet uman bir kısır döngüde. Güç biziz, halk biziz, bizim temsilcilerimiz koltukta oturanlar olamaz sadece bizim verdiğimiz saygıyı, sevgiyi hak edenler olabilir. Düşünce üzerine düşünme politikayla başlayamaz, bizimle başlar bizimle biter buna izin vermek sadece bizi kısıtlar, bizi rahatsız eder politikayı değil. Politikanın yanıcılığından bahsetmiştim ya artık bizi de yakıyor, toplumumuzu alevler sarmış halde sevgi alevleri değil nefret, kin, hırs alevleri. Bu alevler ne suyla söner ne yağmurla bu alevler ancak sağduyuyla, sevgiyle, saygıyla, insanlığı düşünmekle, kardeşliği düşünmekle, vatanın her köşesini düşünmekle, düşünceye saygı duymakla, bilimle, sanatla, kültürle, milli manevi değerlerle söner. Sağ sol diye ayrılıp kine nefrete bürünüp orta yolu siyaset alevlerine bırakmakla değil. Soğuk kutuplar sıcak alevlerde erimeye mahkûmdur, ateşin önünü sevgi ateşiyle kardeşlik ateşiyle kesmek bu yangını söndürür. Politika alevinin bizi içerisine çekmesini beklemeden, biz onu sevgiyle, saygıyla, kardeşlikle içimize soğutarak çekmeliyiz.

    Ateşimiz sevgiden, politikamız saygıdan oluşsun.