5 Mart 2019 13:38

Harikalar diyarı; Anadoluhisarı!

Nedendir bilinmez, şehrin merkezinde ama keşmekeşten ve stresten uzak bu kadim semtin, tarihi öneminin ve sakladığı hazinelerin pek az İstanbullu farkında.

Harikalar diyarı; Anadoluhisarı!
Nedendir bilinmez, şehrin merkezinde ama keşmekeşten ve stresten uzak bu kadim semtin, tarihi öneminin ve sakladığı hazinelerin pek az İstanbullu farkında. Bilinmez mesela, Konstantinopolis’in fethinden 59 yıl önce Osmanlı toprağı olduğu, ilk köyün burada kurulduğu, ilk hisar, ilk caminin burada inşa edildiği ve ilk ezanın burada okunduğu…

Ya da hatırlanmaz Nedim’den Yahya Kemal’e, Recaizade Ekrem’den Halit Ziya’ya nice yazar ve şairin, şiirlerinde ve de romanlarında burayı anlattığı…

İşte bu az bilinen ama inanılmaz zengin bir tarihe sahip kadim semti, İstanbullularla buluşturmak için geçtiğimiz günlerde Güzelcehisar Eğitim Kültür ve Turizm Derneği, Beykoz Belediyesi’yle iş birliği yaparak, İstanbul’un ilk ‘QR Kodlu Mobil Turizm Tanıtım Projesi’ni hayata geçirdi Anadolu Hisarı’nda. Adım adım taranıp, yürüyerek gezilebilecek 28 yer belirlendi ve ilk etapta yedisinin önüne mihenk taşları ve QR kodlu panolar yerleştirildi. Teknolojiyle barışık olmayanlar için de ücretsiz dağıtılan yürüyüş parkuru ve görülecek yerleri anlatan haritalar hazır.

 

“Neler var?” derseniz, özeti aşağıda:

Küçüksu Kasrı

Semtin eşsiz doğal güzelliklerini ilk fark eden IV. Murat olur. I. Mahmut döneminde yapılan iki katlı ahşap saray Abdülmecit, iç süslemeleri Balyan’lara ait olan, mimarisi ve dekorasyonuyla ziyaretçileri büyüleyen bugünkü kasrı inşa ettirene kadar kullanılır.

Mihrişah Sultan Çeşmesi

Boğaziçi resimlerini en çok süsleyen bu çeşmeyi III. Selim, annesi Mihrişah Sultan için 1807’de yaptırır. Dört yüzlü çeşmenin geniş yüzlerinde III. Selim’in tuğraları, dar
yüzlerinde ‘Maşallah’ yazısı ayrıca dört yüze dağıtılmış 32 satırlık kitabesi bulunuyor.

Mihrişah Sultan Camii

18’inci yüzyılda Mihrişah Sultan tarafından Bostancı Ocağı’na mescid olarak yaptırılan caminin işgal yıllarında minaresi yıkılır. Bir süre Küçüksu İdman Yurdu’na ev sahipliği de yapan bina, 1956’da da tamamen yıkılır. Yakın zamanda ise ihya edilerek ibadete açılır.

Namazgâh

1396’da Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından İstanbul’un fethi için yaptığı hazırlıklar sırasında, askerlerin ibadeti için yaptırılır.

Fatih Sultan Camii

Fatih, Güzelcehisar’ı tamir ettirirken aynı zamanda bir de cami yaptırır. İskele önündeki meydan düzenlemesi sırasında yıktırılır ve Kanlıca yolu üzerinde bugünkü haliyle yeniden inşa edilir.

Milli mücadelede gizli bir karargâh olarak kullanılır. Anadolu’ya geçecek subay, silah ve mühimmat burada toplanır ve sevk edilir.

Muhaşşi Sinan Camii

Hisar Camii ile İbrahim Bey Sokakları’nın kesiştiği küçük meydandandır. Mescid, İstanbul kadılığı ve Anadolu Kazaskerliği de yapan Amasyalı Muhaşşi Sinanüddin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Büyük olasılıkla farklı uğraşları arasında muvakkitlik de olduğu için minaresindeki alem sekstant şeklinde yapılır.

Baruthane Çayırı

Semt halkının yaşantısında önemli yeri olan tuluat, orta oyunu, meddah ve yağlı
güreş gibi etkinliklere ev sahipliği yapar.

Meryem Ana Ayazması

Ortodoksların kutsal ve şifalı su kaynaklarından olan ve Panaiya adı ile de anılan bu ayazmanın, 1870’de Bahçıvan Argirios tarafından keşfedildiği söylenir.

Ve sanatkârlarımız

Göksu üzerinde kurulmuş olan çanak çömlek ve cam atölyeleri, gelecek nesillere nadide eserler bırakan Kündekari ve Mukarnas ustası olan Hasan Usta’nın atölyesi ve daha niceleri yine bu semttedir. 

Anadolu Hisarı İskelesi

İlk vapur seferleri 1850’lerde başlar ve uzun yıllar semti köprüye bağlayan en güvenli ve hızlı ulaşım olur. Vakti zamanında günde 30’dan fazla vapur uğrar iskeleye… 1930 ve 40’larda her cumartesi 74 numaralı Altınkum ile 71 numaralı Halas vapurlarıyla yapılan eğlence seferleri hâlâ dillerdedir.

Ve bildik bir şarkı

“Gidelim Göksu’ya bir âlem-i âb eyleyelim,

O kadehkâr güzeli yâr olarak peyleyelim,

Bize bu taliimiz olmadı yâr neyleyelim,

O kadehkâr güzeli yâr olarak peyleyelim.”
Güftesi Yahyâ Kemal Beyatlı’ya, bestesi Lavtacı Hristo’ya ait, Kürdîli Hicazkâr makamındaki bu şarkıyı, en güzel seslendirenlerden biri de rahmetli Zeki Müren’dir. 

Bunlar saklı hazinelerden sadece birkaçı. Diğerlerini sorarsanız, yükleyin bir QR uygulaması ya da alın hazırlanan haritalardan birini ve keşfe dalın sokaklarında bu kadim yerleşimin.